KURAN'DA İYİLER VE KÖTÜLER

Allah'tan korkup sakınan bir insan sadece belli durumlarda değil, her koşulda güzel ahlak gösterir. Ahlakının güzelliği kişilere, olaylara veya imkanlarına göre değil, ahiretteki zorlu ve dönüşü olmayan sorgulamaya göredir. Bu nedenle de ahirette sorgulanırken hesabını veremeyeceğini düşündüğü hiçbir harekette bulunmaz, tek kelime söylemez.

Bir insanın kötü bir ahlaka sahip olmasının tek nedeni Allah'a ve ahiret gününe iman etmemesi ve Allah'tan korkup sakınmamasıdır. Adaletsizlik, kıskançlık, haksız yere masum bir insanı öldürmek, kin, nefret, sevgisizlik, acımasızlık, sinsilik, hainlik, zalimlik… Bunların hepsi Allah'ın Kuran'da insanları men ettiği özelliklerdir
Allah korkusu olmayan bir insan dünyanın en güzel ahlaklı, en dürüst insanı olduğunu söylese dahi bu kesinlikle inandırıcı olmaz. Belki gerçekten de hırsızlık yapmaz, yalan söylemez, ama pek çok kötü ahlak özelliğini üzerinde barındırabilir. Örneğin çevresindeki insanlara karşı insancıl, şefkatli, sevecen ve dostça bir tavır göstermez, alaycı ya da aşağılayıcı bir tavır takınır. Sözleri ve şakaları ile insanları iğneler, her konuşmasında onlara huzursuzluk verir.

Allah korkusu olmadığı için iradesi herhangi bir koşulda kolaylıkla kırılabilecek ve kötü bir ahlaka yönelebilecek bir insanın, gerçek iyilerden olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak şu yanlış anlaşılmamalıdır; insanların elbette hataları veya eksik yönleri olabilir. Ancak iyi ve samimi niyetli bir insan bu hatalarının ve eksikliklerinin farkına varır ve bunları hızla telafi etmek için çaba sarf eder, vicdanının ve gücünün yettiği oranda en güzel ahlakı göstermeye çalışır.

Allah'tan korkup sakınan bir insan sadece belli durumlarda değil, her koşulda güzel ahlak gösterir. Ahlakının güzelliği kişilere, olaylara veya imkanlarına göre değil, ahiretteki zorlu ve dönüşü olmayan sorgulamaya göredir. Bu nedenle de ahirette sorgulanırken hesabını veremeyeceğini düşündüğü hiçbir harekette bulunmaz, tek kelime söylemez. Aksine ahirette karşılaşmaktan dolayı sevinç duyacağı güzelliklerin peşinden gider

Sonuç olarak bir insanın Allah'tan korkması o insanın iyilerden olduğunun bir göstergesidir. Allah'tan korkup sakınmayan biri ise doğal olarak kötülerin ittifakının bir mensubudur. Belki her zaman kötülerin ittifakında fiili olarak yer almaz, ama her an kendisi için kötülük yapmaya uygun koşullar oluşabilir ve bu kişi bilerek ya da bilmeyerek kötülerin yanında iyilere karşı mücadeleye girişebilir.

Allah, "Allah katında canlıların en kötüsü, şüphesiz inkar edenlerdir. Onlar artık inanmazlar." (Enfal Suresi, 55) ayetiyle insanların en kötülerinin kimler olduğunu tüm inananlara bildirmiştir. Öyle ise iyilerle birlik etmek isteyen bir insan, mutlaka Allah'tan korkup sakınan insanların yanında yer almalıdır.

Bir insanın Allah'tan korkması o insanın iyilerden olduğunun bir göstergesidir

İyilerden olan insan ahirette sorgulanırken hesabını veremeyeceğini düşündüğü hiçbir harekette bulunmaz, tek kelime söylemez. Aksine ahirette karşılaşmaktan dolayı sevinç duyacağı güzelliklerin peşinden gider.

Senin gerçek kardeşin, daima yanında bulunan ve sana faydalı olmak için zarara katlanan, zamanın musibetleri ile karşılaştığın zaman ne pahasına olursa olsun, yardımına koşandır. (Hz. Ali R.A.)

KURAN MUCİZELERİ

Geri Döndüren Gök

Kuran-ı Kerim'de, Tarık Suresi'nin 11. ayetinde gökyüzünün "geri döndürücü" özelliğinden bahsedilir:

"Dönüşlü olan göğe andolsun."

(Tarık Suresi, 11)

Kuran meallerinde "dönüşlü" olarak tercüme edilen kelime, "geri çeviren" ya da "geri döndüren" anlamına gelmektedir.

Bilindiği gibi Dünya'yı çevreleyen atmosfer pek çok katmandan oluşur. Her katmanın, canlılığın yararına yönelik önemli bir görevi vardır. İncelendiği zaman her tabakanın kendisine ulaşan madde ya da ışınları uzaya ya da yeryüzüne geri döndürme özelliklerinin olduğu anlaşılmıştır. Burada atmosfer katmanlarının geri döndürme özelliğini birkaç örnekle inceleyelim.

Örneğin 13 ile 15 km yükseklikteki Troposfer tabakası, yeryüzünden yükselen su buharının yoğunlaşarak yağış olarak yere geri dönmesini sağlar.

25 km yükseklikteki Ozonosfer uzaydan gelen radyasyon ve zararlı ultraviyole ışınlarını yansıtarak yeryüzüne ulaşamadan uzaya geri dönmelerini sağlar.

İyonosfer tabakası da yeryüzünden yayınlanan radyo dalgalarını bir uydu gibi yeryüzünün farklı bölgelerine geri yansıtarak, telsiz konuşmalarının, radyo ve televizyon yayınlarının uzak mesafelerden izlenebilmesini sağlar.
Manyetosfer tabakası ise, Güneş'ten ve diğer yıldızlardan yayılan zararlı radyoaktif parçacıkları, yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri döndürür.

Gökyüzü tabakalarının henüz yakın bir geçmişte keşfedilen bu özelliğinin yüzyıllar öncesinden Kuran'da belirtilmesi, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

BAKIP DA GÖREMEDİKLERİMİZ

Göç Eden Kuşların Kullandıkları Teknikler

Pek çok kuş türü her yıl iyi besin kaynaklarına, yumurtlayacak ve yavrularını büyütebilecek uygun bölgelere ulaşabilmek için binlerce kilometre yolculuk eder. Uzun mesafe uçuşlarını, birçok su kuşu başarıyla gerçekleştirir. Uçarken aynı zamanda öterek ve farklı sesler çıkararak birbirleriyle konuşurlar. Bu, ne kadar kalabalık olursa olsun, gecenin karanlığında bile, sürünün bütün üyelerini birlikte tutabilmeyi sağlamaktadır. Sürünün her üyesi diğerlerinin bulunduğu yerleri bilirler. Gidecekleri yere yaklaştıklarında kullandıkları işaretler değişir ve son kilometrelerde kendileri için tespit ettikleri bazı işaretleri kullanabilirler. Bu, sizin evinizin yolunu bulmak için caddeleri ve binaları kullanmanıza benzer. Bu işlem için su kuşları nehirleri, dağları ve diğer doğal işaretleri kullanırlar. Bazı su kuşları göç süresince gece-gündüz hiç durmadan uçabilirler.

HORMONLARIN DÜZENLEDİĞİ SU DENGESİ

Eğer hipofiz bezi ve salgıladığı hormonun getirdiği "su tüketimini azaltın" emrini anlayıp uygulayan böbrek hücreleri olmasaydı, susuzluktan ölmemek için günde 15-20 litre su içmek zorunda kalırdık. Bu suyu sürekli olarak dışarı atmamız gerekeceğinden, uyumamız veya bir yerde uzun süre oturmamız bile mümkün olmazdı.

Canlılar konusunda sahip olacağımız her bilgi, etrafımıza daha dikkatli bakmamıza ve her yerde Allah'ın yaratma sanatını görmemize vesile olacaktır. Kendi vücudumuz bunu görmemizi sağlayacak en yakın mucizelerden biridir. İnsan vücudunun her parçası tasarım harikalarıylarla doludur; bunlardan bir tanesi de Hormonal Sistemdir.
Vücudumuzdaki su miktarında gün içinde gerçekleşen en ufak değişiklikleri dahi algılayan sistemler vardır. Bunların başında, beynimizin bir bezelye tanesi büyüklüğünde olan hipotalamus denen bölümü gelir. Hipotalamus, kanda su oranı azaldığında bunu hemen algılar. Ve buna yönelik bir önlem olarak; beynin hemen altında yer alan 1 cm büyüklüğündeki hipofiz bezi, "ADH" isimli bir hormon salgılar.

Bu hormon, kan dolaşımı yolu ile uzun bir yolculuğa çıkar ve böbreklere ulaşır. Böbreklerde; tıpkı bir kilidin bir anahtara uygunluğu gibi, tam bu hormona uygun olarak yaratılmış özel alıcılar vardır. Hormonlar, bu alıcılara ulaştıkları anda, böbreklerde hemen su tasarrufu düzenine geçilir ve su atılımı çok az bir düzeye indirilir.
Eğer hipofiz bezi ve salgıladığı hormonun getirdiği "su tüketimini azaltın" emrini anlayıp uygulayan böbrek hücreleri olmasaydı, susuzluktan ölmemek için günde 15-20 litre su içmek zorunda kalırdık. Bu suyu sürekli olarak dışarı atmamız gerekeceğinden uyumamız bile mümkün olmazdı.

Ne var ki böyle bir sistemin eksiksiz olması da hayatta kalmamız için yeterli değildir. Bizim su içmemiz -dahası ne kadar su içmemiz- gerektiğini bilmemiz gerekir. Allah bunun için insanı, susama hissi ile birlikte yaratmıştır. Vücudumuzda her şeyin eksiksiz olduğunu ama sadece susamadığımızı varsayalım. Doğduktan çok kısa bir süre sonra susuz kalıp rahatsızlanır hatta ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalırdık. Susama hissimiz olmadığı için bunun neden olduğunu da anlamazdık. Oysa, doğduğumuz andan itibaren su içmemiz gerektiğini, üstelik ne kadar içmemiz gerektiğini biliriz; çünkü tam gerektiği oranda susarız. Bu sistem o kadar mükemmel işler ki, ne ihtiyacımızdan fazla, ne de eksik sıvı alırız; tam ihtiyacımız kadar su içeriz.

İşte bizi "bir damla sudan" yaratan Allah, tüm bedensel ihtiyaçlarımız için de mükemmel sistemler var etmiştir. Çünkü O, kusursuzca yaratandır.

"O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir."
(Haşr Suresi, 24)

ALLAH'IN İSİMLERİ
Samed

( Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyin O'na muhtaç olduğu )

" De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed'dir. O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiç bir şey O'nun dengi değildir. "
( İhlas Suresi, 1-4)

Tüm evrende gerçek güç sahibi olan yalnızca Allah'tır. İnsanın karşılaştığı her türlü sıkıntıyı, zorluğu, ihtiyacı giderebilecek olan da ancak O'dur.

İnsan için her türlü sıkıntıdan kurtulmanın tek yolu bütün kuvvet ve onurun sahibi olan Allah'a sığınmaktır. Çünkü O, sıkıntı ve ihtiyaç içinde olup kendisine yönelen samimi kullarına icabet eder ve onların üzerindeki zorlukları, sıkıntıları kaldırır. Neml Suresi'nde Allah'ın salih kullarına icabeti şöyle haber verilmiştir:

"Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz."
(Neml Suresi, 62)

Yukarıdaki ayette insanların Allah'ın icabetine karşılık nankörlük yapabildikleri, Allah'ın kendileri üzerindeki şefkati ve merhametini fark edemedikleri veya unuttukları da bildirilmiştir. Oysa; "De ki: "Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarmaktadır..." (Enam Suresi, 64) ayetiyle haber verildiği gibi, her türlü sıkıntıdan insanı kurtaran Allah'tır. Bunun karşılığında insanın yapması gereken ise, bu icabeti görmek, gördüğünün önemini düşünebilmek ve bu düşünceler sonunda Allah'a teslim olarak şükredici bir kul haline gelmektir.

  
GERİ