|
MÜMİN'İN
VİCDANI
Vİcdan kelimesini
herkes çok iyi bilir ve çok sık kullanır. Fakat asıl anlamının ne
demek olduğu, bu kavramın din açısından önemi, gerçekten vicdanına
uyan bir insanın neler yaptığı, diğer insanlardan ne farkının olduğu
genellikle bilinmez. Vicdan toplumda bilinen anlamıyla sınırlandırılır.
Toplumdaki yaygın anlayışa göre, yere çöp atmayanlar, dilenciye
para verenler, sokak hayvanlarını koruyup besleyenler vicdanlı kimselere
örnektirler.
Ancak vicdanın, toplumda
yaygın olarak kullanılan bu anlamının çok ötesinde bir anlamı ve
önemi vardır. Bu yazıyı yazmaktaki amacımız, yalnızca vicdanla ilgili
bilgi vermek değil, insanların vicdanlarına seslenerek onları harekete
geçirmek, güçlendirmek ve bundan sonraki hayatlarını vicdanlarına
göre yaşamaya teşvik etmektir. Vicdanlarına uymadıkları takdirde
bir kayıp içinde olduklarını hatırlatmaktır.
Vicdan, her insana
güzel olan tavrı ve düşünceyi söyleyen, bir insanın sağlıklı muhakemede
bulunmasını, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edebilmesini sağlayan
manevi bir özelliktir.
Vicdanın önemli bir
özelliği tüm insanlarda ortak olmasıdır. Yani bir insanın vicdanına
göre doğru olan, aynı koşullar söz konusu olduğu sürece diğer insanların
vicdanları için de geçerlidir. Vicdanlar hiçbir zaman çatışmaz.
Bunun nedeni ise vicdanın kaynağıdır; vicdan Allah'ın ilhamıdır.
Allah, her insana vicdanı aracılığı ile Kendisi'nin hoşnut olacağı
en doğru ve en güzel tavırları bildirmektedir.
Vicdanın Allah'ın
ilhamı olduğu Kuran'ın Şems Suresi'nde şöyle bildirilmektedir:
"Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene'. Sonra ona fücurunu
(sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene
(andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma
uğramıştır."
(Şems Suresi, 7-10)
Allah, nefse fücuru
(günaha ve isyana girişmek) ve aynı zamanda ondan sakınmayı ilham
ettiğini bildirmektedir. İşte insanı kötülüklerden sakındıran ve
doğruyu bulduran vicdanıdır.
Vicdanın en önemli
özelliklerinden biri ise insanın kendi kendine doğruyu bulmasına
yardımcı olmasıdır. Vicdan, kimse göstermese de insana doğruyu gösterecektir,
ancak önemli olan insanın vicdanına başvurması, onun ne dediğini
dinlemesi ve eksiksizce söylediklerini uygulamasıdır. Bu nedenle
vicdan dinin temel unsurudur diyebiliriz.
Herşeyden önce şunu
unutmamak gerekir: Her insan şuur sahibi olduğu andan itibaren,
Allah'ın kendisine ilham ettiği vicdanının söylediklerinden sorumludur.
Etrafındaki olayları idrak etmeye başlayan, muhakeme yeteneği kazanan
her insan artık vicdanını duyacak, nefsi ile vicdanını ayırt edebilecek
yeteneğe ve vicdanına uyabilecek iradeye sahip olmuş demektir. Artık
bundan sonra karşılaştığı olaylar esnasında seçtiği yoldan hesap
günü sorgulanacaktır; vicdanına uyuyorsa Allah'ın sonsuz cennetine
layık görülecek, nefsine uyuyorsa "kapıları kilitlenmiş"
sonsuz bir ateşle karşılaşacaktır.
İçimizde her zaman
adaleti, güzel ahlakı, alçakgönüllü olmayı, dürüstlüğü, samimiyeti,
kısacası herşeyin en doğrusunu bildiren bir "ses" vardır.
Bu ses, belki farkında değilsiniz, ama daima sizinle beraber, nereye
gitseniz sizinle geliyor.
İLGİNÇ BİR BİTKİ: TORBAOTU
Bİr canlının hareket
yeteneği yoksa ve etobur ise nasıl beslenir? Bu soruya en güzel
cevap olarak bir su bitkisini örnek verebiliriz.
Bilim dünyasında
Utricularia adıyla bilinen torbaotu bir su bitkisidir. Torbaotunun
kese biçimindeki kapanlarında üç tip salgı bezi bulunur: Bunlardan
ilki olan küresel salgı bezleri, kapanın dış yüzünde yer alır. Diğer
iki tip salgı bezi, yani "dört kollu salgı bezleri" ve
"iki kollu salgı bezleri" ise kapanın iç yüzünde yer alır.
Bu farklı salgı bezleri, çok ilginç bir tuzağı aşamalı olarak çalıştırır.
Öncelikle iç yüzeydeki salgı bezleri devreye girer. Bu bezlerin
üzerindeki tüyler, suyu torbaotunun dışına doğru pompalar. Böylelikle
torbaotunun içinde, önemli bir boşluk meydana gelir. Bu boşluğun
ağzında ise, deniz suyunun tekrar içeri girmesini engelleyen bir
kapan vardır.
Bu kapanın üzerinde
bulunan tüyler ise, dokunmaya karşı oldukça duyarlıdır. Sudaki bir
böcek veya organizma bu tüylere değecek olursa, kapan hızla açılır.
Doğal olarak da içi boş olan torbaotuna doğru ani bir su akımı oluşur.
Bu akıntıya kapılan kurban daha ne olduğunu anlamadan kapan kapanır.
Saniyenin binde biri kadar kısa süren bu olaydan hemen sonra da,
salgı bezleri içeride hapsolan avı sindirmek üzere salgı üretmeye
başlar.
Her torbaotu bu mükemmel
tasarıma sahiptir. Aynı salgı bezleri tümünün kapanlarının iç yüzünde
yer alır. Kapanların üzerindeki tüyler de aynı duyarlılıktadır.
Bu mekanizma nasıl ortaya çıkmıştır? Nasıl olup da bu tür su bitkilerinin
tümünde aynı özellikler olmaktadır?
Evrim savunucuları
canlılardaki bu gibi özelliklere tesadüfler ile açıklama getirmeye
çalışırlar. Ancak bu tasarım tek bir gerçeğe işaret etmektedir.
Canlılar vücutlarındaki tasarımlara sahip olarak bir anda ortaya
çıkmışlardır. Tüm canlıları bu özelliklere sahip olarak yaratan
Rabbimiz olan Yüce Allah'tır.
YARATILIŞ MUCİZELERİ
Kendilerini Koruyabilen Bitkiler
Çoğu bitki türü,
tırtıl saldırısına uğradığında, korunmak amacıyla uçucu organik
kimyasallar salgılar. Bu kimyasallar sayesinde saldırgan tırtılların
düşmanı olan avcı böcekler bölgeye gelir ve tırtılları yiyerek bitkiyi
korurlar.
ABD'nin Utah eyaletinde
yetişen bir tütün bitkisinin yaprakları, Manduca güvesinin tırtılı
tarafından sürekli olarak saldırıya uğramaktadır. Tütün bitkisi,
yapraklarını yiyen tırtılın salyasını "analiz eder" ve
zarar gördüğünü "anlar". Hemen savunma sistemini "devreye
sokar" ve uçucu organik kimyasallar salgılamaya başlar. Tütün
bitkisinin salgıladığı uçucu kimyasallar sayesinde Geocoris böceği
hemen yardıma gelir ve tırtıl yumurtalarını yiyerek zararlıların
sayısının artmasını engeller. Böylece ekine zarar veren tırtıllar
dolaylı bir strateji ve üstün bir akıl sayesinde imha edilmiş olur.
Şüphesiz bir bitkinin
kendisini düşmanlarından korumak için böylesine akılcı bir stratejiyi
oluşturması mümkün değildir. Bitkiyi kusursuz özelliklerle yaratan
ve kendisini korumak için neler yapması gerektiğini bitkiye ilham
eden alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
KURAN'DAN CEVAPLAR
Allah yolunda harcamak: İnfak
İnfak, bir insanın
sahip olduğu malını ve imkanlarını Allah rızasını kazanmak için
Rabbimiz'in yolunda kullanması demektir. Bir insanın hiçbir gelecek
endişesi duymadan, "ihtiyacından arta kalanı"nı (Bakara
Suresi, 219) Allah yolunda harcamasıdır. Allah, karşılığında ahirette
bu kişiye cenneti verir, dünyada ise harcadıklarının yerine bir
başkasını vermeyi vaat eder:
"De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı
dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz,
O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."
(Sebe Suresi, 39)
"… kendilerine
rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin
olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler." (Fatır
Suresi, 29)
Allah infakın "gizli
veya açık" (Bakara Suresi, 274) olarak yapılabileceğini
bildirmektedir. Ancak Allah infak edenlerin kesinlikle "gösteriş
için" infak etmemelerini, infaklarının ardından karşıdaki kişiye
sıkıntı verecek bir eziyette bulunmamalarını ve onları minnet altında
bırakacak tavırlar göstermemelerini de bildirmektedir. Allah Kuran'da
verdiği örneklerde, gösteriş için infak edenlerin hiçbir karşılık
bulamayacaklarını da hatırlatmaktadır.
KURAN'IN SIRLARI
Her Zorlukla Beraber Bir Kolaylık Vardır
Allah, dünyayı insanları
imtihan etmek için yaratmıştır. İmtihanın gereği olarak her insanı,
bazen bolluk ve güzellik vererek, bazen de sıkıntılara uğratarak
dener. Olayları, Kuran'da bildirilen gerçeklere göre değerlendirmeyen
insanlar, zorluklar karşısında ne yapacaklarını bilemez, karamsarlığa
kapılır, ümitsizliğe düşerler. Oysa, Kuran'da, Allah'ın bu konu
ile ilgili olarak bildirdiği ve ancak samimi bir imana ve teslimiyete
sahip olan kulların görebildiği önemli bir sır vardır. Bu sırrı
Allah şöyle haber vermektedir:
"Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.
Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır."
(İnşirah Suresi, 5-6)
Allah'ın ayetlerde
bildirdiği gibi, mümin güzel bir sabırla sabrettiğinde ve sabrında
sebat gösterdiğinde, tüm zorluklarla beraber Allah'ın kolaylıklar
verdiğini görecektir. Nitekim Allah başka ayetlerinde de Kendisinden
korkup sakınan kullarına yol göstereceğini, onları nimetlendireceğini
şöyle müjdelemiştir:
"… Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir
çıkış yolu gösterir; ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır.
Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter…"
(Talak Suresi, 2-3)
Allah sonsuz merhameti, şefkati ve adaleti ile, yarattığı her olayda
hem bir kolaylık kılar, hem de her insanın gücüne göre onu denemelerden
geçirir. Allah'ın insanlara emrettiği ibadetlerin, onları denemek
için yarattığı zorlukların ve insanlara yüklediği sorumlulukların
hepsi insanların gücü oranındadır. Bu, iman edenler için bir müjde
ve rahatlık, Allah'ın rahmetinin bir göstergesidir. Allah, bu sırrı
bir ayetinde şöyle bildirir:
"Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz; elimizde
hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiçbir haksızlığa
uğratılmazlar."
(Müminun Suresi, 62)
|