KİBİR ALLAH'TAN UZAKLAŞTIRIR

İnsanların, Kuran'da bildirilen öğütlerden kaçmalarının önemli bir nedeni; içlerindeki şiddetli büyüklük duygusu yani kibirleridir. Kendi fikirlerinin, inançlarının, hayat tarzlarının doğruluğuna ve kusursuzluğuna o kadar inanmışlardır ki, bunlardan daha doğru bir fikrin, inancın varlığını asla kabullenmek istemezler. Böyle bir düşünce dahi onları rahatsız eder. Allah'ın "Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o." (Bakara Suresi, 206) ayetinde bildirdiği gibi insanı inkara sürükleyen de işte bu kibridir.

Böyle insanlar Kuran'a davet edildiklerinde onu inkar ederler. Çünkü hak dine tabi olmaları demek o ana kadar batıl bir inanca sahip olduklarını kabul etmek demektir. Yıllar boyunca yanlış bir yol izlediklerini, doğru yolda olmayan kişileri kendilerine önder seçtiklerini ya da yazdıkları, okudukları, değer verdikleri tüm bilgilerin büyük bir yanılgı olduğunu öğrenmeleri demektir. Bu, onlar için olabilecek en büyük felakettir. Bu felaketi yaşamamak için, her türlü delili ile ortaya çıksa dahi sahip oldukları fikirlerin hezimetini kabul etmek istemezler. Çünkü kibirleri buna izin vermez. Kibirleri, Allah'ın ayette bildirdiği gibi "onları günaha sürükler".

Oysa yapmaları gereken Kuran ayetlerini işittikten ve idrak ettikten sonra, yanlış bir yol üzerinde olduklarını hemen kabul etmek, vicdanlarının sesine kulak vermek ve tevbe edip yepyeni bir hayata başlamaktır. Kolay olan yol ve Allah'ın hoşnut olacağı ahlak da budur. Aksi, hem dünyada hem de ahirette sıkıntılı bir hayat demektir. Allah inkar edenlerin içinde bulunduğu bu karanlık ruh halini, "Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak." (Neml Suresi, 14) ayetiyle bizlere bildirmektedir. Kibirleri bu insanları doğru yoldan engellemekte ve çok büyük bir ziyana uğratmaktadır.

Allah dinden uzak insanların içlerindeki bu büyüklenme arzusunu Hac Suresi'nde şu şekilde tarif eder:

"İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır-durur. Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp-kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız. (Ey insan) Bu, senin ellerinin önden takdim ettikleridir. Şüphesiz Allah, kullar için zulmedici değildir." (Hac Suresi, 8-10)

İnkar edenler kibirleri nedeniyle kendileri gibi diğer insanları da Allah'ın yolundan çevirmek isterler. Bunun için hiçbir bilgileri olmadan tartışmalara girerler. Bu kişiler Kuran'ı hiç okumamalarına, kendilerine yapılan hak dine davetleri dinlememelerine, Kuran ahlakını bilmemelerine rağmen Allah hakkında tartışır, yüksek sesle ve gururla üstün gelmeye çalışırlar. Ancak insanların her yaptıklarıyla hesaba çekilecekleri ahiret gününde, bu kibirli davranışları kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Aksine Allah'ın ayette de bildirdiği gibi bu insanlar yakıcı azapla karşılık bulacaklardır.

YARATILIŞ MUCİZELERİ

Ağaç Kurbağaları

Ağaç kurbağalarını orman şartlarında rahatlıkla yaşamalarını sağlayacak her türlü özellikle birlikte Allah yaratmıştır.Dünyada 500 farklı tür ağaç kurbağası bulunmaktadır ve bu türlerin her biri eş ararken kendine özgü bir ses çıkarır. Ağaç kurbağalarından Hyla arborea kendi boyutuna göre çok uzun bacakları olan (yaklaşık olarak 5 cm.) orta büyüklükte bir kurbağadır. Bu kurbağa gece faaliyet gösterir ve parlak yeşil rengiyle gün boyunca mükemmel bir kamuflaj örneği sergiler. Bu sayede düşmanlarına yem olmaktan kurtulur. Ağaç kurbağaları oldukça çevik, hareketli hayvanlardır. En ince dallara bile rahatça tırmanabilir, buralarda hiç zorlanmadan yürüyebilirler. Küçük Cricket kurbağası ise (Acris gryllus) Kuzey Amerika'da yaşayan 3 cm. boyunda bir ağaç kurbağasıdır. Ve kendi boyunun 3 katı kadar sıçrayabilir. Yapışkan tabanları bu kurbağaların dallara ve yapraklara tırmanabilmelerini sağlar. Uzun ince ayak parmakları da böcekleri yakalamaya çalışırken ağaç dallarını sıkıca kavrayabilmelerine yardımcı olur. Geceleyin avlanan bu kurbağalar çok keskin bir görüş gücüne sahiptirler. www.hayvanlaralemi.net

AĞACIN SERTLİĞİ

Ağacın sert ve dayanıklı yapısı ürettiği selüloz lifler sayesindedir. Çünkü selüloz, sert ve suda çözünemeyen bir maddedir. Özellikle bitkilerin koruyucu duvarlarında bulunur ve bitki hücre duvarının ana yapı malzemesidir. İşte tahtaya inşaatta kullanılmasını avantajlı kılan da selülozun bu özelliğidir. "Gerilebilen ve örneği bulunmayan" bir malzeme olarak tanımlanan selüloz, tahta binaların asırlarca ayakta tutulmasında; binaların, köprülerin, mobilyaların ve pek çok aletin yapımında diğer tüm malzemelerden daha fazla kullanılmaktadır.

Tahta düşük hızdaki darbelerin enerjisini emerek, oluşan hasarın belirli bir yerle sınırlandırılmasında çok etkili bir madde olarak bilinir. Özellikle de darbe tahtanın damarlarına dik açıyla geldiğinde hasarın azaltılmasında çok daha iyi sonuçlar elde edilir. Yapılan araştırmalarda tahta cinsleri arasında da dayanıklılık bakımdan farklılıklar tespit edilmiştir. Bu konudaki belirleyici faktörlerden ilki yoğunluktur. Daha yoğun olan tahtalar darbe sırasında daha fazla enerji emerler. Bundan başka damarların sayısı, boyutu ve dağılımı da tahtaya yapılan darbenin deformasyonunun azaltılmasında etkili faktörlerdir. (Harun Yahya, Tohum Mucizesi)

Tahta birebir ağırlıkta, gerilim açısından çelik kadar güçlü ve serttir. İkinci Dünya Savaşı'nın Mosquito'ları -şimdiye kadarki en çok hasarı azaltabilen edebilen uçaklar- hafif balsa tahtasının, daha yoğun olan kontrplak tabakaları arasında sıkıştırılmasından yapılıyordu. Tahtanın sertliği, ona çok güvenli bir malzeme niteliği kazandırır. Kırılırken bile, çatlamaları izleyebileceğiniz kadar yavaş bir kırılma olduğundan, tedbir alınması için vakit kazandırmış da olur.

Tahtanın bu tasarımı taklit edilerek yapılan materyal, günümüzde kullanılan diğer sentetik materyallerden 50 kat daha fazla dayanıklılık göstermiştir. Tahtanın bu dizaynı günümüzde de, mermi ve bomba gibi yüksek hızlı ve tahribatı güçlü parçalara karşı koruma sağlamak için geliştirilen maddelerde taklit edilmektedir.

Görüldüğü gibi sadece birkaç örneğine değindiğimiz doğadaki malzemeler, son derece akılcı tasarımlara sahiplerdir. Tahtanın tesadüf eseri böylesine dayanıklı olacağı özel bir yapıda olması ise kesinlikle mümkün değildir. Çünkü açıkça görülmektedir ki, bilinçli bir tasarım vardır. Allah her detayı -katmanların inceliği, sıklığı, damarların sayısı, dizilimi vs.- bu dayanıklılığı sağlamak üzere özel olarak planlanmış ve kusursuz bir düzenle yaratmıştır. Bir ayette Allah şöyle bildirmektedir: "Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, herşeyi kuşatandır." (Nisa Suresi, 126)

KURAN'IN SIRLARI

Doğru Yolu Bulmak

Yeryüzündeki hemen her insanın kendisine göre doğru ve yanlışları bulunur. Herbirinin doğrularını tespit etmedeki kaynağı ise farklıdır. Kimi okuduğu bir kitabı, kimi çevresinde gördüğü bir insanı, kimi bir politikacıyı, kimi ise bir felsefeciyi kendisine rehber edinir. Oysa, en doğru ve insanı kurtuluşa kavuşturacak tek yol Allah'ın insanlar için belirlediği dindir. Ve bu yolda insanın tek hedefi Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmaktır. Diğer yollar, insanlara ne kadar süslü, çekici gibi görünse de, bu aldatıcıdır. Hepsi insanları dünyada ve ahirette sonsuza kadar devam edecek bir yıkıma, ümitsizliğe, mutsuzluğa ve acı bir azaba sürükler.

Kimlerin doğru yola iletildikleri ise Allah'ın Kuran'da bildirdiği sırlardır. Bunlara uyanlar, Allah'ın doğru yoluna ileterek, cennetinde ağırladığı kullardır.

Herşeyden önce kişinin doğru yola iletilmesi için iman etmesi gerekir: Eğer bir insan göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin tek sahibi ve yaratıcısının Allah olduğuna ve dünyada var olma amacının Allah'a kulluk etmek olduğuna iman edip, hayatı boyunca Allah'ın rızasını ararsa Allah onu doğru yola iletir. Allah'a, ahirete ve Kuran'a imanın ise kesin bir iman olması gerekir. Allah'ın doğru yola ilettiği kullarının imanı kesin ve şüphesizdir:

"(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir." (Hac Suresi, 54)

KURAN'DAN CEVAPLAR

Ahiretteki Karşılık

İnsanların ahirette nasıl bir karşılık görecekleri konusunda herhangi bir yorumda bulunmak yanlış olur. Zira hangi insanın cennete hangi insanın cehenneme gideceğini sadece Allah bilir; insanlar ise bunu ancak -Allah'ın dilemesi dışında- ahirette öğrenebilirler. Bu, aynı zamanda insanın kendisi için de geçerlidir. İman edenler kendileri için cenneti umarlar; ancak hiçbir zaman cennete gideceklerinden ya da cehenneme gitmeyeceklerinden emin olamazlar. Kuran'da Hz. Davud'un, canını Müslüman olarak alması için Allah'a ettiği dua bu konuya güzel bir örnektir:

"... Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat."
(Yusuf Suresi, 101)

GERİ