|
KURAN
AHLAKININ KAZANDIRDIKLARI
İman edenlerin zorluklar
karşısında gösterdikleri şevkli, heyecanlı, neşeli ve güçlü karakter,
iman etmeyenlerin kesinlikle anlayamayacakları bir özelliktir. "Acaba
bu kişilerin arkalarındaki güç nedir?" diyerek şüphe dolu bir
arayış içine giren inkarcılar, inananların tek yardımcılarının Allah
olduğu gerçeğinden gafildirler. Onlara göre insanın güçlü olması
için arkasında maddi bir dayanağı, güven duyduğu yakınları ve destek
aldığı bir çevresi olmalıdır. Bu nedenle de iman edenlerin gücünün
arkasında hep bir art niyet, farklı bir maddi kaynak ararlar. Oysa
bu güç Allah'a, kadere ve ahirete imanın, tevekkülün ve teslimiyetin
bir sonucudur. Peygamberlerin ve salih müminlerin hayatlarında bu
gücün ve tevekkülün çok güzel örnekleri bulunmaktadır.
Kuran'da zorluk zamanlarında
gösterilen güçlü karaktere önemli bir örnek, Hz. Musa'nın dinine
iman eden büyücülerin Firavun'un ölüm tehdidi karşısında gösterdikleri
üstün ahlaktır. Ayetlerde Firavun'un iman eden büyücüleri ölümle
ve işkenceyle korkutmaya çalışıp, doğru yollarından engellemek için
uğraştığı bildirilir. Fakat o, ordusunun ve maddi gücünün onları
korkutacağını sanarak çok büyük bir hüsrana uğramıştır. Büyücüler
Firavun'a verdikleri cevapta yalnızca Allah'tan korktuklarını ve
başlarına bir zorluk geldiğinde O'na yönelip döndüklerini ifade
etmişler, onun tüm tehditlerine rağmen Allah'a imanın verdiği teslimiyet
ve tevekkülle bu yoldan dönmelerinin mümkün olmadığını bildirmişlerdir.
Bunu haber veren ayetler şöyledir:
"(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce O'na
inandınız öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür.
O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim
ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin
azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız."
Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni
asla "tercih edip-seçmeyiz." Neyde hükmünü yürütebileceksen,
durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü
yürütebilirsin. Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı
ve sihir dolayısıyla bizi Kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin
(suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir."
(Taha Suresi, 71-73)
Allah, Kuran'da, Hz. Musa'ya iman eden büyücüler örneğinde olduğu
gibi, düşman topluluğuyla ya da şiddetli bir sıkıntı, zorluk ya
da yokluk ile karşılaştıklarında, tüm iman edenlere O'nun yardım
ettiğini de bildirir.
AYILARIN SAĞLIKLI UYKULARI
Araştırmacılar ayıların
kış uykuları sırasında açlık ve susuzluk çekmemelerinin yanı sıra,
nasıl olup da bu uzun süreç içinde bedenlerinin zehirlenmediğini
de keşfettiler.
Kuzey Alaska'da yaşayan
Grizzly ayıları üzerinde radyometrik ölçümler yapılmış. Ölçümler,
bu ayıların sürekli olarak -bu sürede yavrulayan dişi ayılar dışında-
ve neredeyse hiç hareket etmeden 7 ay kadar uyuyabildiklerini göstermiştir.
Bir insan bu koşullarda birkaç gün ya da birkaç hafta içinde, acı
çekerek, açlıktan, susuzluktan ya da bedeninde zehirli maddelerin
birikmesi nedeniyle ölür. Buna rağmen, ayılar vücut atıklarını bırakmadan
ve beslenmeden 7 ay gibi uzun bir süre hayatta kalmayı başarabilmektedirler.
Bu şaşırtıcı olay nasıl gerçekleşir?
Illinois Üniversitesi'ne
bağlı Klinik Tıp Okulu'ndan Ralph A. Nelson, ayıların albümin değişimi
sonucunda açığa çıkan ürünlerden neden zehirlenmediklerini, ayrıca
yaşamaları için gerekli suyu ve enerjiyi nereden aldıklarını araştırmış
ve çok şaşırtıcı bulgular elde etmiştir. Bazı hayvan türlerinde
ve insanların açlık durumlarında biyokimyasal tepkimeler ortaya
çıksa da, ayılarda kış uykusu sırasında albümin parçalanmasına bağlı
olarak oluşan ürünler birikmemekte, tam tersine, atık maddelerin
tamamı albüminlerin yeniden oluşturulmasında kullanılmaktadır. Yani
kullanılmış maddeler yeniden işlenmekte ve tekrar kullanılır hale
dönüştürülmektedir.
Memeli hayvanlarda
doğal özümleme işlemleri sırasında atık albümin molekülleri öncelikle
yapı taşlarına ayrılmakta, bu ayrıştırma sonucunda oluşan aminoasitler
oksijen kullanımı sırasında değişime uğramaktadırlar. Böylece amonyak
oluşur. Bu tehlikeli hücre zehiri, birkaç biyokimyasal aşamadan
geçirilir, üreye çevrilip idrarla atılır.
Ancak ayılarda bu
durum söz konusu değildir. Ayılar kış uykusu sırasında, yeni üretilen
üreyi zaman kaybedilmeksizin yeniden parçalar ve aminoasitleri albüminin
tekrar yapılması için kullanırlar. Bu nedenle, uyuyan ayının bedeninde
üre birikmemektedir. Bunların haricinde, ayıların uyku sırasında
enerji kazanmak için yağlarını yaktıkları belirlenmiştir. Yağların
yakılması günde 4000 kilokaloriyi açığa çıkarmakta ve aynı zamanda
kandaki su oranını sabit tutabilecek miktarda sıvının oluşmasını
sağlamaktadır.
Öte yandan ayılar
kış uykuları sırasında aylarca hareket etmemelerine rağmen, bedenlerinde
kas erimesi ile ilgili en ufak bir belirti de görülmemektedir. Kanlarındaki
yüksek kolesterol oranına rağmen ayılarda damar sertliği olmaz.
Ayrıca ayılar kalp krizi de geçirmezler.
Ayıların vücutlarındaki
bu muhteşem düzen, hiçbir evrimsel mekanizmayla açıklanamayacağı
gibi, bu hayvanın son derece mükemmel bir şekilde dizayn edildiğini
göstermektedir. Bu kusursuz tasarımın sahibi olan üstün Yaratıcı
şüphesiz göklerin ve yerin mülkünü elinde tutan yüce Allah'tır.
Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır:
"De ki; "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya
nasıl başladığına bir bakın..."
(Ankebut Suresi 20)
YARATILIŞ MUCİZELERİ
Filler'deki
İletişim
Filler gibi birbirinden
çok uzaklarda yaşayan hayvanlarda "iletişim" çok önemlidir.
Örneğin bir yavru fil uyanmak istediğinde, çok geniş bir alana dağılmış
sürü bireylerinin hepsi durup onun uyanmasını bekler. Bunu ise aralarındaki
mükemmel iletişim sayesinde gerçekleştirirler. Bu iletişimin sebebi
sadece fillerin koku alma duyularının çok keskin olması değildir.
Filin alnında, 20 hertzden (ses birimi) düşük frekanslarda boğuk
bir ses çıkartan bir organ bulunmaktadır. İşte bu organ sayesinde
filler, kendi aralarında diğer canlıların anlayamayacağı gizli ve
şifreli bir dil kullanarak konuşmaktadırlar. Fillerin çıkardıkları
bu boğuk tonlar, yani çok uzun dalga boyları, kısa dalga boylarından
çok daha uzaklara gidebilir. Bu durum ise, fillerin uzun mesafeli
görüşmeleri için idealdir.
KURAN'DAN CEVAPLAR
Gelecekle
ilgili kesin konuşmalar yapmak doğru olur mu?
Gelecekte gerçekleşeceği
umulan bir olay hakkında hiçbir zaman için kesin bir ifade kullanmak
doğru olmaz, çünkü gelecekte ne olacağını yalnızca Allah bilir.
İnsanın bir hafta, bir dakika hatta bir saniye sonra başına ne geleceği
tümüyle Allah'ın takdirindedir.
İnsan bir gün sonrası
için bile kesin bir plan yapma imkanına sahip değildir. Allah bir
gün içinde bir insanın hayatına bambaşka bir yön verebilir. Bir
gün önce evinde sakin bir gün geçiren ve ertesi gün neler yapacağını
planlayan bir insan, bir gün sonra hayatını yitirmiş olabilir, çok
büyük bir kaza geçirebilir, ölümcül bir hastalığa yakalanabilir,
yaşadığı şehir bir deprem sonucu yerle bir olabilir ya da bunlar
gibi hiç beklenmedik pek çok olayla karşılaşabilir.
İnsan Allah'ın kendisi
için belirlediği kaderi hiçbir zaman için önceden bilebilme imkanına
sahip değildir. Bu nedenle hiç kimsenin bir saniye sonrası için
yaptığı bir planı kesin olarak gerçekleştirebileceğine dair garantisi
yoktur. Gerçekleşecek tüm olayların takdiri Allah'a aittir. Bu nedenle
Allah Kuran'da hiçbir şey için kesin konuşmamayı, ancak
"Allah dilerse" ya da "İnşallah" diyerek konuşulması
gerektiğini bildirmiştir. Allah ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
"Hiçbir
şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme.
Ancak: "Allah dilerse" (İnşallah yapacağım de). Unuttuğun
zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan
daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir." (Kehf Suresi,
23-24)
KURAN'IN SIRLARI
Allah, Dinine Yardım Edene Mutlaka Yardım Eder
Allah'ın Kuran'da
müminlere müjdelediği hikmetlerden biri şöyledir:
"Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam'a
ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin
ayaklarınızı sağlamlaştırır."
(Muhammed Suresi,7)
İman edenler, hayatları boyunca Kuran ahlakını insanlar arasında
yaygınlaştırmak, insanların Allah'a iman etmelerine vesile olmak
için ciddi bir çaba içinde olurlar. Onların bu çabalarına karşılık,
inkar edenlerden bir grup ise, tarih boyunca hep iman edenlerin
karşısında yer almış, onları baskı ve şiddetle engellemeye çalışmışlardır.
Allah, Kuran'da, inkar edenlere karşı hep müminlerle birlikte olduğunu,
onların işlerini kolaylaştıracağını, müminlere yardımcı ve destek
olacağını bildirir. Allah yolunda samimi bir çaba içinde olan müminler
bunları kendi hayatlarının her anında yaşarlar. Allah, müminlerin
her işini kolaylıkla sonuçlandırır, her işlerinde onlara başarı
ve güzellik verir, en zor veya karmaşık gibi görünen olaylarda dahi,
müminlere bir kolaylık sağlar. Hatta kimi insanların "eyvah"
dedikleri, ümitsizliğe düştükleri, hiçbir kurtuluş yolunun kalmadığını
sandıkları durumlarda dahi, Allah müminlere yardım eder ve onları
başarılı kılar.
Allah'ın yardımının
ve desteğinin kendileriyle olduğuna iman eden müminler hiçbir zaman
ümitsizliğe kapılmazlar. Onlar Allah'ın, herşeyi en hayırlı şekilde
sonuçlandıracağını bilir, heyecan ve tevekkülle beklerler. Allah'ın
müminlerle beraber olduğuna iman eden, Allah'a dost ve yakın bir
mümin, hayatının her anında bu sırrın tecellilerini görür. Her mümin
samimi olarak düşünüp, yaşadığı her olayda Allah'ın yaratışını ve
Kuran ayetlerini düşünürse, büyük küçük yaşadığı her olayda Allah'ın
desteğini ve yardımını görecektir.
|