KURAN AHLAKI

Şu anda, siz bu yazıyı okurken, milyonlarca zavallı insan eziyet görüyor, açlıktan ya da soğuktan ölmemek için dayanmaya çalışıyor, evinden, ailesinden ve çocuklarından koparılıyor, yurdundan sürülüyor. Vicdan sahibi insanlar bunları düşünmeli, tüm bu acılar, felaketler, sıkıntı ve zorluklar kendilerine ve sevdiklerine dokunmuşcasına duyarlı davranmalıdırlar.

Dünyadaki açlık, zulüm, terör, savaş gibi sorunlara genel olarak bakıldığında ortak nedenlerinin olduğu görülecektir. Kin, nefret, düşmanlık, acımasızlık, umursamazlık, çıkarcılık, bencillik, vicdansızlık gibi kötü ahlak özellikleri...

Bu gibi sorunları çözüp ortadan kaldırmanın tek yolu ise Kuran ahlakının eksiksiz olarak yaşanmasıdır. Nitekim Allah Kuran'a uyulmadığında yeryüzünde var olan her şeyin bozulmaya uğrayacağını bir ayette şöyle haber vermiştir:

"Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı. Hayır, biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar." (Müminun Suresi, 71)

Şu anda, siz bu yazıyı okurken, milyonlarca zavallı insan ya açlık ya da soğuğa karşı yaşam mücadelesi veriyor. Evinden, ailesinden ve çocuklarından koparılıyor, yurdundan sürülüyor, ya da ağır eziyet görüyor. Bu nedenle vicdan sahibi insanlar tüm bu zulüm, acı, felaket, sıkıntı ve zorluklar kendilerine ve sevdiklerine dokunmuşcasına duyarlı davranmalı, yardım isteyen insanlara her yönde yardımcı olabilmenin yollarını aramalıdırlar. Allah, iman eden, vicdan ve sağduyu sahibi insanların bu sorumluluğu üzerlerine almalarını bir ayetinde şöyle emretmektedir:

"Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?" (Nisa Suresi, 75)

Yüzyıllardır insanların karşı karşıya oldukları sorunlara çözüm getirilememesinin nedeni çözümün hep yanlış sistem ve inançlarda aranmış olmasıdır. Oysa çözüm Allah'ın insanlar için seçip beğendiği dinin yani Kuran ahlakının yaşanmasındadır.

Bunu bir karşılaştırma yaparak görelim: İman etmeyen insanlar dünyaya karşı tutkuyla bağlanırlar. Bu yapıdaki insanlar dünyada fakir kalma, geleceğini garanti altına alamama gibi endişeler taşırlar. Bu nedenle pek çok insan rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, yalancı şahitlik, fuhuş gibi suçları alışkanlık haline getirir. Oysa Allah'a iman eden bir insan böyle ahlaksızlıklara tenezzül etmez, çünkü iman edenler için Allah'ın rızası herşeyin üzerindedir. Böyle bir insan sadece Allah'tan korkar ve Allah'ın hoşnutluğunu kaybedeceğini bildiği bir şeyden şiddetle sakınır. Ne ölüm, ne açlık, ne de başka bir zorluk onu doğru bildiği yoldan ayıramaz.

Dünyayı çözülmemiş sorunlarıyla kabullenmek, olaylara seyirci kalmak veya zulmün son bulmasını uzak ve erişilmez görmek büyük bir hata olur. Tüm insanları yaratan Allah onların en rahat edeceği, refah, huzur ve güven duygusu içinde yaşayacağı sistemi de yaratmış ve bunu insanlara Kuran aracılığı ile şu şekilde bildirmiştir:

"Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler." (Rum Suresi, 30)

"Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür." (İnsan Suresi, 8-9)

Burada görülen çocuklar dünyada yoksulluk içinde yaşamaya çalışan binlerce çocuktan sadece bir kaçı
Dünyadaki adaletsizliğin, kargaşanın, terörün, katliamların, açlığın, sefaletin ve zulmün tek çözümü vardır: Kuran Ahlakı

-SAKIN UNUTMAYIN-

Tek İlahın "ALLAH" Olduğunu Unutmayın!

...Onlar Allah'ı unuttular. O da onları unuttu...
(Tevbe Suresi, 67)

ALLAH'IN İSİMLERİ
Ganiy

( Çok zengin, herşeyden müstağni)

"Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır."
(Fatır Suresi, 15)

Tarih boyunca yaşamış olan azgın ve kibirli kişilerin ortak özelliklerinden biri, güç ve zenginlik sahibi olmalarıdır. Bu kişiler Allah'ın verdiği nimet ve imkanlarla Allah'a karşı büyüklenmişler ve O'nun ayetlerinden yüz çevirmişlerdir. Sahip oldukları herşeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu unutmuş, O'nun kendilerine lütfundan bağışladığı mal ve mülkü sahiplenmeye kalkmışlardır. Yalnız inkar etmekle kalmamışlar, iman edenlere baskı ve zulüm yapmış, Allah'ın elçilerine de büyük bir düşmanlıkla baş kaldırmışlardır. Sonunda Allah onları dayanılmaz bir azapla bir anda yakalamış, malları ile birlikte yerin dibine geçirmiş, hor ve aşağılık kılmıştır. Öyle ki bu azgın, enaniyetli şahısların sonları, alemlere ibret olacak kadar acı olmuştur.

Bu inkarcı ve kibirli insanların unuttukları ya da kavrayamadıkları gerçek, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunan herşeyin hazinelerinin gerçek sahibinin Allah olduğudur. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirmiştir:

"Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup-sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkara saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hamde layık olandır." (Nisa Suresi, 131)

Söz konusu kişiler kendilerine mal verildi diye Allah hakkında tartışmalara girip, ibadetleri yerine getirmeyip, büyüklüğe kapılmış, kendilerine hakkı getiren elçilerden bu nedenle yüz çevirmişlerdi. Bu durum karşısında elçinin onlara söylediği son söz Kuran'da şu şekilde bildirilmektedir:

"Musa demişti ki: Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmüştür." (İbrahim Suresi, 8)

Kuran'daki birçok ayette de belirtildiği gibi; Allah güç ve zenginliğin gerçek sahibidir. Allah herşeyden müstağnidir ve herşey Allah'a muhtaçtır.

BAKIP DA GÖRMEDİKLERİMİZ

DNA'daki Bilgi

İnsanın tek bir DNA molekülünde tam bir milyon ansiklopedi sayfasını veya başka bir deyişle yaklaşık 1000 kitap dolduracak miktarda bilgi bulunur. Tam 1.000.000 ansiklopedi sayfası veya 1000 kitap. Yani, her bir hücrenin çekirdeğinde, insan vücudunun işlevlerini kontrol etmeye yarayan bir milyon sayfalık bir ansiklopedinin içerdiği miktarda bilgi kodlanmıştır. Bir benzetme yapmak istersek, dünyanın en büyük ansiklopedilerinden biri olan 23 ciltlik "Encyclopedia Britannica" nın bile toplam 25 bin sayfası vardır. Bu durumda karşımıza inanılmaz bir tablo çıkar. Mikroskobik hücrenin içindeki, ondan daha küçük bir çekirdekte bulunan bir molekülde, milyonlarca bilgi içeren dünyanın en büyük ansiklopedisinin 40 katı büyüklüğünde bir bilgi...

Allah'ın varlığına iman eden insanların ancak çok azı Allah'tan gereği gibi korkar. Hatta bazıları Allah'tan korkulmaması gerektiğini bile düşünür. Oysa mümini mümin yapan çok önemli bir özellik, Allah'a karşı duyduğu içli ve saygı dolu korkudur. İnsan Allah'tan korkmalıdır, O'ndan korkmayanlara şiddetli bir azap hazırlanmıştır.
HARUN YAHYA

BAKIP DA GÖRMEDİKLERİMİZ

Menideki Karışım

Meni olarak adlandırılan ve spermleri taşıyan besleyici sıvı, sadece spermlerden oluşmaz. Aksine meni, birbirinden farklı sıvıların karışımından oluşur. Bu sıvıların, spermin gerek duyduğu enerjiyi karşılayacak olan şekeri bulundurmak, baz özelliğiyle ana rahminin girişindeki asitleri nötralize etmek, spermin hareket edeceği kaygan ortamı sağlamak gibi görevleri vardır.

Ne ilginçtir ki, Kuran'da meniden söz edilirken, modern bilimin ortaya çıkardığı bu gerçeğe de işaret edilmekte ve meni "karmakarışık" bir sıvı olarak tarif edilmektedir:

"Şüphesiz, Biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık... (İnsan Suresi, 2)

Bir başka ayette ise yine meninin karışım olduğuna işaret edilir, insanın ise bu karışımın "özünden" yaratıldığı vurgulanır:

"O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden, basbayağı bir sudan yapmıştır... (Secde Suresi, 7-8)

Burada "öz" diye çevrilen Arapça "sulala" kelimesi, öz ya da bir şeyin en iyi kısmı demektir. Hangi şekilde alınırsa alınsın "bir bütünün bir kısmı" anlamına gelir. Bu durum, Kuran'ın, insanın yaratılışını en ince detayına kadar bilen Allah'ın sözü olduğunu açıkça göstermektedir.

Kaslardaki Minyatür Motorlar

Bir otomobili tek bir motor yürütür. Uçakları ise 1, 2 veya 4 motor uçurur. Peki bu sayfayı elinizde tutmanızı veya tek bir adım atmanızı kaç motor sağlamaktadır?

Milyarlarca minik motor -şu anda ne yapıyorsanız yapın- sizin bu hareketi yapabilmeniz için ihtiyacınız olan gücü üretirler. Söz konusu motorlar "kas lifleriniz"dir.

Vücudunuzda 6 milyardan fazla motor vardır. Bu küçük motorlar size su içirir, araba kullandırır, yürütür, konuşturur, kalbinizin atmasını sağlar, gözünüzü kırptırır, nefes aldırır, yemek yedirir, boynunuzu çevirmenizi sağlar. Hatta bu satırları okurken, gözünüzün satırları takip edebilmesi için soldan sağa hareket etmesi bile bu küçük motorların sağladığı güç sayesinde gerçekleşir.

Kaslardaki motorların büyüklüğü, kullanıldıkları yere göre değişir. Bazı motorların büyüklüğü santimetrenin yüz binde biri kadarken bazı motorların büyüklükleri ise 3 santimetreyi bulur. Küçük motorlar yani kas lifleri biraraya gelerek büyük güç tribünlerini yani kasları oluşturur. Örneğin kolunuzu kasmanızı sağlayan ön kol kası milyonlarca küçük motorun biraraya gelmesiyle oluşmuştur.

İnsan vücudunda irili ufaklı 400'ün üzerinde güç tribünü bulunur. Bazı kaslar, örneğin göze giren ışık miktarını ayarlayan kaslar küçüktür. Bazı kaslar da -insan ağırlığını taşıyan bacak kasları gibi- büyüktür. Ancak büyük veya küçük her kasın çalışma prensibi aynıdır: Milyarlarca küçük motor birarada çalışarak kasların hareket etmesini sağlar. Örneğin elinize bir kalem alıp, gözlerinizle yazdıklarınızı takip ederken bu motorların oluşturduğu 100'den fazla kas faaliyete geçer.

Bedenimizdeki bütün kasların çalışma sistemi son derece hassas sınırlarla belirlenmiştir. Çok sayıda kas hücresi biraraya gelerek vücudumuzdaki kasları oluşturur. Kısacası hücrelerimizin uyumlu hareketi sayesinde yaşamımızı rahatlıkla sürdürürüz. Kasların en önemli özelliklerinden bir tanesi de yaşamımızı devam ettirmemizi sağlayan bir kontrol sistemine bağlı olmalarıdır.

Bunlar kaslarımızın sahip olduğu özelliklerden sadece birkaç tanesidir. Pek çok insan bunlardan haberdar değildir. Dahası hiç kimse kaslarını kullanırken onları nasıl hareket ettireceğini, hangi kasa ne kadar enerji gönderilmesi gerektiğini, hareket ettireceği organın hangi açıda tutulması gerektiğini düşünmez. Kas sistemi de vücuttaki diğer sistemler gibi mükemmel bir şekilde işler.

İnsan bu mükemmel sisteme sahip olmak için hiçbir çaba sarf etmemiştir. İnsanı yoktan var eden, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Allah, ona böyle bir sistem vermiştir. İnsana düşen, kendisine verilen bu gibi nimetlerin farkına varıp, Yaratıcımız olan Allah'a karşı sürekli şükredici olmaktır.

Büyük veya küçük her kasın çalışma prensibi aynıdır: Milyarlarca küçük motor birarada çalışarak kasların hareket etmesini sağlar.

"Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertib etti." (İnfitar Suresi, 6-8)

GERİ