|
ALLAH
HERŞEYİN YARATICISIDIR
Çocuklar, size bizi
yaratan rabbimiz, Allah'ın varlığını anlamanızı kolaylaştıracak
bir örnek verelim.
Oturduğunuz yerden
şöyle bir etrafınıza bakın. Bulunduğunuz odadaki herşeyin "yapılmış"
olduğunu göreceksiniz. Duvarlar, döşemeler, tavan, oturduğunuz sandalye,
elinizde tuttuğunuz kitap, masanın üstünde duran bir bardak; sayılamayacak
kadar daha çok detay... Tek bir tanesi dahi kendi başına oluşup
odanıza gelmedi. En basit görünen bir halı saçağını bile uğraşıp
yapan biri vardır; o saçak oraya kendi kararıyla, tesadüfen gelip
yerleşmemiştir.
Eline bir kitap alan
insan da, onun bir yazar tarafından belli bir amaç çerçevesinde
yazıldığını bilir. Bu kitabın tesadüfen ortaya çıktığı aklının ucundan
dahi geçmez. Aynı şekilde, bir heykele bakan insan, onun bir sanatçı
tarafından yapıldığından hiçbir şüphe duymaz. Bırakın sayısız sanat
eserinin kendi kendine oluştuğunu düşünmek, üst üste duran iki-üç
tuğlayı bile mutlaka planlı bir hareketle o şekle getiren biri olduğunu
kimse inkar etmez. Dolayısıyla küçük ya da büyük, düzen olan her
yerde, mutlaka bu düzenin bir kurucusunun ve koruyucusunun yani
bir yaratıcısının olması gerekir. Peki kimdir bu herşeyi ince ince
düzenleyip meydana getiren Yaratıcı? İşte Allah'ın varlığını anlamakta
zorlanan kişilerin sorularının cevabı arkadaşlar. Allah'ı görmeyebiliriz,
ama yarattıklarına bakarak O'nun Yüce varlığına şahit oluruz.
AYNI ANDA KAÇ İŞ YAPABİLİRSİNİZ?
Televizyon seyrederken
kitap okuduğumuzda annemiz bize başka bir odada ders çalışmamızı
söyler. Bunun sebebi aynı anda iki işi çok iyi yapamayacağımızdır.
Peki sizin vücudunuzun içinde bir et parçası olan karaciğerin tek
bir hücresinin aynı anda 500 adet farklı işi başarıyla gerçekleştirdiğini
biliyor muydunuz?
Karaciğer hücresi,
yediğimiz besinlerin hepsini hücrelerimizin kullanabileceği enerji
olan şekere, yani glikoza çevirir. Kullanılmayan şekeri yağa çevirip
depolar. Şekerin yokluğunda ise proteinleri ve yağları şekere çevirip
hücrelere sunar.
Biz, canımızın istediği
her türde yiyeceği yerken, karaciğer bütün bu yiyecekleri vücudumuzun
gereksinimine göre harcar, dönüştürür veya depolar. Bunu ona yaptıran
ise Rabbimiz olan Allah'tır.
MURAT İLE KEDİ
Okuldan eve döndüğünde
Murat'ı büyük bir sürpriz bekliyordu. Babası ona minik bir kedi
yavrusu almıştı!
Murat derslerden arta
kalan vaktini bu sevimli kediyle oynayarak geçirmeye başlamıştı.
Bir gece uyurken kedinin odadan çıkıp, kapkaranlık olan salonda
süt kabını hemen buluşunu görünce Murat hayrete düştü.
Murat : Bu
karanlıkta nasıl da kolayca bulabildin bakalım süt kabını?
Kedi : Muratcım,
bizim görmemiz için azıcık ışık yeterlidir. Gözlerimiz insanlarınkinden
farklı yaratılmıştır. Göz bebeklerimiz karanlıkta olabildiğince
çok ışık almak için büyüyerek yuvarlaklaşırlar. Ayrıca biz kedilerin
gözlerinde siz insanlarınkinde bulunmayan bir tabaka vardır. Retinanın
hemen arkasında bulunan bu tabakadan ışık geri yansır. Böylece retinamızdan
ışık iki kez geçmiş olur. Biz de bu sayede karanlıkta rahatça görebiliriz
ve gözlerimiz de daha parlak olur. Şüphesiz Allah bizi her türlü
koşul için en uygun şekilde yaratamış, bize ihtiyacımız olan özellikleri
vermiştir. Bu özelliklere evrim teorisinin iddia ettiği gibi bizim
zamanla ve tesadüfler sonucunda sahip olmamız tabii ki imkansızdır.
Allah kediler gibi bütün canlıları bir anda kusursuzca yaratmıştır.
Bu, yüce Allah'ın Kuran'da buyurduğu gibi düşünebilen ve aklını
kullanabilen insanlar için çok açık bir gerçektir. "Eğer aklınızı
kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunların arasında
olan herşeyin de Rabbidir." (Şuara Suresi, 28)
Murat : İnsanlar
sizi bir de yüksek bir yerden "hep dört ayak üzerine düşme" becerinizle
tanırlar. Bunu nasıl beceriyorsunuz?
Kedi : Haklısın.
Biz kediler ağaçların üzerinde, yüksek yerlerde dolaşmaya bayılırız.
Ancak buralardan düşme tehlikesine karşı Allah, bizlere bu özel
yeteneği vermiştir. Düşerken dengemizi sağlamak için kuyruğumuzu
kullanır ve gövdemizin ağırlık merkezini bu sayede değiştirip, patilerimizin
üzerine yere düşmeyi başarırız. Bu koruyucu özelliğiyle Allah sonsuz
şefkat ve merhametini göstermektedir. Bir ayette yüce Rabbimiz sonsuz
merhametini şöyle haber verir: "Görmedin mi, Allah, yerdekileri
ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi.
Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz
Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir." (Hac Suresi,
65)
Murat minik kediyi
şefkatle kucağına aldı. Hergün karşılaştığı bu sevimli yaratıkların
aslında Allah'ın üstün yaratışının ne kadar önemli birer delili
olduğunu düşündü. Kedilere olan sevgisi ve şefkati böylece daha
da arttı. Tüyleri okşanan yavru kedi de mırıldanarak Murat'a sevgisini
belirtti.
SEVİMLİ ÖRDEKLER
Paytak paytak yürümek"
deyince aklınıza ilk ne gelir? Genellikle insanların aklına, paytak
paytak yürüyerek annelerini takip eden ördek yavruları gelir.
Ördekler beslenirken
iki teknik kullanırlar: Bazıları yüzerken, dibe dalmadan böcekler
ve bitkilerle beslenirler. Bunları sık sık, başları ve gövdelerinin
ön bölümü suya gömülü, kuyrukları kalkık biçimde yiyecek ararken
görürsünüz. Ördeklerin bazı türleri ise suya dalarak besinlerinin
hemen hemen tümünü suyun altından sağlarlar. İri perdeli ayakları
suya dalmalarına yardımcı olur, fakat bu yüzden karada yürümeleri
zor olur. Zaten üreme mevsimi dışında da sudan çıkmazlar.
Ördek gibi su kuşları
havayı vücutlarının içinde taşırlar. Bu, suyun üstünde kalmalarını
sağlayan sebeplerden biridir. Bir ördeğin vücudunda küçük balonlara
benzeyen hava kesecikleri vardır. Bu kesecikler havayla dolduklarında
ördeğin suyun içinde kalabilmesine yardımcı olurlar. Ördek dalmak
istediğinde hava keseciklerindeki havayı dışarıya pompalar. Vücudunun
içinde daha az hava kaldığı için kolaylıkla suyun içine batar.
Allah her canlıyı
olduğu gibi sevimli ördekleri de üstün özelliklerle yaratmıştır.
|