HASSAS BİR TERMOMETRE: MEGAPOD KUŞU

Sevgili çocuklar, megapod kuşlarında yavruların bakımıyla neredeyse tamamen erkek kuşlar ilgilenir. Önce Anne kuşun yumurtlaması için kocaman bir çukur kazarlar. Anne kuş yumurtladıktan sonra erkek kuşun yavruları için yuvayı belli bir sıcaklıkta tutması gerekir. Bu sıcaklık +330C'dir.

Erkek kuş yuvanın sıcaklığını ölçmek için gagasını yuvanın üzerindeki kuma batırarak sanki bir termometreymiş gibi kullanır. Kuş bu ölçme işlemini sık sık tekrarlar. Eğer yuvanın ısısı yükselirse, hemen ısıyı düşürmek için yuvada havalandırma delikleri açar. Ayrıca kuşun gagası o kadar hassas bir termometredir ki, biri gidip yuvanın üzerine bir avuç toprak atsa ve ısı azıcık yükselse bile, kuş bunu farkedebilir. Ancak bir termometrenin yapabileceği bu işlemi, Megapod kuşu yüzyıllardır kusursuz şekilde uygular.Çünkü yaptığı herşeyi ona Allah öğretmiştir ve gagasını da bir termometre hassaslığında yaratan üstün güç sahibi olan Allah'tır.

ALLAH AFFI ÇOK OLANDIR...

Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir." (Nisa Suresi, 149)

Sevgili çocuklar, insan, yapısı gereği hata yapmaya çok müsait bir varlıktır. Her an, pek çok konuda eksik düşünebilir ve yanlış bir karar verebilir. Ancak insanı yaratan ve ondaki bu eksiklikleri bilen Allah, yapılan hataları da affedicidir.

Unutmamak gerekir ki, Allah'ın affediciliği, O'nun emirlerine uyan kişiler için geçerlidir. Rabbimiz, Kendisine içten yönelen insanları affeder. Önemli olan insanın dürüst ve içten olup, gerçekten isteyerek Allah'tan bağışlanma dilemesidir. Yoksa bağışlanma dileyip tekrar tekrar eski hatalarına geri dönenlerin tevbesini kabul etmeyeceğini Allah bir ayetinde şöyle bildirmiştir:

"Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır." (Nisa Suresi, 17)

AĞAÇKAKAN İLE SERHAT

Serhat, o pazar babasıyla birlikte ormana yürüyüşe çıkmıştı. Bir yandan ormanda yürürken bir yandan da ağaçların ve doğanın ne kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Derken babasının bir arkadaşıyla karşılaştılar. Babası arkadaşıyla sohbete daldığı sırada, bir ses Serhat'ın dikkatini çekti:

Tık tık tık tık tık tık….

Bu ses ağaçtan geliyordu. Serhat sesin sahibine doğru yürüdü ve sordu:

Serhat: Niçin gaganı ağaca vuruyorsun?

Ağaçkakan: Biz Ağaçkakanlar, ağaçları delerek kendimize yuva yaparız. Bazen bu ağaç oyuklarında besinlerimizi depolarız. Bu açtığım birinci oyuk. Bunun gibi daha yüzlerce oyuk açacağım.

Serhat: Peki bu kadar küçük bir yere besinlerini nasıl sığdıracaksın?

Ağaçkakan: Ağaçkakanların çoğu meşe palamuduyla beslenirler ve meşe palamutları küçük olur. Ağacın üzerinde açtığım oyukların her birinin içine bir tane meşe palamudu koyacağım. O zaman bana yetecek kadar besin depolamış olurum.

Serhat: Ama böyle tek tek uğraşmak yerine büyük bir oyuk açıp onun içine de besinlerini koyabilirdin.

Ağaçkakan: Bu şekilde yapsaydım o zaman diğer kuşlar gelip benim besin depomu rahatlıkla bulurlardı ve meşe palamutlarını da alabilirlerdi. Ama benim açtığım bu oyukların her birinin büyüklüğü birbirinden farklı. Ben de bulduğum meşe palamutlarını oyuklara yerleştirirken onların büyüklüklerine göre yerleştiriyorum. Yani oyuğun büyüklüğü ne kadarsa palamudun büyüklüğü de o kadar oluyor. Böylece meşe palamudu oyuğun içine sıkışıyor. Allah benim gagamı, bu palamudu rahatlıkla oyuktan çıkarmaya uygun olarak yarattığı için ben hiçbir sıkıntı duymadan palamutları ağaçtan alabiliyorum. Ama başka kuşlar bunu yapamıyorlar. Böylece benim besinlerim de güvende oluyor. Tabi ben bunları düşünüp bulacak akla sahip değilim, sadece bir ağaçkakanım. Bunları bana Allah yaptırıyor. Besinlerimi nasıl saklayacağımı bana öğreten de gagamı bu işe uygun olarak yaratan Allah'tır. Aslında sadece ben değil, bütün canlılar yaptıkları herşeyi Allah onlara öğrettiği için yapabilirler.

Serhat: Haklısın. Bana verdiğin bilgiler için sana teşekkür ederim. Allah'ın ne kadar büyük bir gücü olduğunu bir kez daha hatırlamış oldum.

Serhat küçük arkadaşına veda ederek babasının yanına döndü, her nereye baksa Allah'ın başka bir mucizesini görmekten dolayı çok mutluydu.

KURBAĞALARIN FEDAKARLIĞI

BEDENİNİ YAVRULARINA BARINAK OLARAK SUNAN ANNE KURBAĞA 2 AY BOYUNCA NE YEMEK YER, NE DE SU İÇER.

Sevgili çocuklar, Avustralya'da yaşayan bir kurbağa türü, annelik şefkatini ilginç bir şekilde sergiler. Yavrularının yumurtadan çıkmasını bekleyen anne kurbağa, diğer canlılara yem olmamaları için onları hemen yutar. Ama bu arada midesi sindirim işlevini durdurur ve yavrulara gelişmeleri için güvenli bir ortam sağlar. Midesi artık besinleri sindiren asidi üretmeyi bırakmıştır. Böylece anne kurbağa 2 ay boyunca hiç bir şey yiyip içmeden 30 kadar yavrusunu midesinde büyütür. Hatta son haftalarda iyice büyümüş olan yavrular, artık annenin nefes almasına bile engel olurlar. Anne kurbağa bu durumda ihtiyacı olan oksijeni derisi yoluyla alır.

2 ay boyunca kendini yavrularına adayan bu kurbağa türünün davranışı son derece şaşırtıcıdır. Kurbağa soyunun devamını sağlayacak bu çözümü nasıl bulmuştur? Anne kurbağanın böyle bir çözümü kendi kendine düşünmüş olması elbette mümkün değildir. İçine giren herşeyi sindiren asit dolu midesini, yavruları için sıcak ve emniyetli bir barınağa çevirmesi de kendi kontrolünde değildir. Bu hayati olayların tümü herşeyin gücü ve kontrolü Kendi elinde olan Yüce Allah'ın eseridir.
GERİ