Çocuklar bunları hiç düşündünüz mu?

Sevgili çocuklar, sağlıklı büyümeniz ve hastalıklara karşı daha dirençli olabilmeniz için bol bol meyve yemeniz gerektiğini biliyor musunuz? Meyvelerde bulunan vitaminler, mikroplara karşı güçlü olmanızı sağlar. Özellikle C vitamini vücudun savunma sistemini güçlendirir. İlaçlar yerine doğal yollardan bu vitamini almak hem daha sağlıklı, hem de daha etkilidir.

Mesela; portakal, mandalina, kivi, greyfurt gibi meyveler birer C vitamini deposudur. Muz, üzüm, incir, dut gibi meyveler de bol şeker içerdiği için, çok besleyici enerji kaynaklarıdır. Allah tüm meyveleri hem insanlar için çok faydalı, hem de tadını çok güzel yapmıştır. Hepsi de farklı şekillerde ve çok lezzetlidirler. Allah'ın bizler için yarattığı rengarenk, birbirinden güzel meyveleri sık sık yemeli ve yerken de daima Rabbimiz'e şükretmeliyiz.

Cehennem Kötülerin Gideceği Yerdir

Sevgili çocuklar! Allah'a isyan eden, onu tanımayan insanlar yaptıkları herşey için bir karşılık göreceklerdir. Dünyada iken Allah'ı tanımadıkları, herşeyi O'nun yarattığını kabul etmedikleri, büyüklük taslayıp Allah'ın emrettiği ibadetleri yapmadıkları ve dünyada adeta isyan çıkardıkları için, ölünce de buna göre karşılık göreceklerdir.

Cehennemde, dünyada yaşanan sıkıntılardan ve acılardan çok daha fazlası vardır. Pislik, korku, acı ve mutsuzluk dolu bir yerdir cehennem. Oraya giden insanlar, cehennemden çıkmak için Allah'a dua ederler ama artık dua etmekte ve pişman olmakta geç kalmışlardır. Hz. Musa'ya inanmayan ve Allah'ı inkar eden Firavun da boğulacağı sırada başına gelecekleri anlamıştı. Ama o andaki pişmanlığı fayda etmemişti. İşte Allah insana ölüm anına kadar fırsat verir. Öldükten ve ahirette yaşamaya başladıktan sonra ise pişman olmanın hiçbir anlamı kalmamaktadır.

Pek çok insan cehennemde belli bir süre kalıp, yaptıklarının cezasını çektikten sonra cennete gideceğine inanır. Ancak bu kişiler sadece kendi kendilerini kandırmaktadır. Allah'a iman etmediği için ve dünyada yaptığı kötülüklere karşılık olarak cehennemi hak eden kişiler burada sonsuza kadar kalacaklardır. Allah bu gerçeği şöyle haber vermiştir:

“Bu, onların: 'Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak' demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.” (Al-i İmran Suresi, 24)

Bora ile yeşil kurbağa

Haftasonu Bora, babasıyla birlikte balık tutmak için göle gitmişti. Babası oltalarını hazırlarken, Bora da biraz etrafı gezmek için babasından izin istedi. Babası çok uzaklaşmaması şartıyla Bora'nın bu isteğini kabul etti. Bora suyun kenarındaki çalılıkların arasında dolaşmaya başladı. Birdenbire dalların arasından bir kurbağa zıplayıp tam önündeki taşın üstüne kondu.

Kurbağa: Az kalsın üstüme basacaktın.

Bora: Rengin yapraklarla o kadar benzer ki seni fark edemedim küçük kurbağa. Adım Bora, ben de etrafı gezmeye çıkmıştım.

Kurbağa: Memnun oldum Bora. Beni fark edememen çok normal. Ben bu çalıların arasında yaşıyorum ve rengim de bu yapraklarla uyumlu. Böylece düşmanlarım da aynı senin gibi beni fark edemiyorlar. Rahatça saklanabiliyorum.

Bora: Peki yine de seni görürlerse, o zaman ne yapıyorsun?

Kurbağa: Dikkatli bakarsan parmaklarımın arasında perde olduğunu görürsün. Zıplarken parmaklarımı açıyorum böylece havada süzülebiliyorum. Bazen bu uçuşum 12 metreyi bile bulabiliyor.

Bora: Ya inmek istediğinde?

Kurbağa: Bacaklarımı kullanarak uçuşuma yön verebiliyorum. İnişimi yavaşlatmak için ayaklarımdaki perdeleri bir paraşüt gibi kullanıyorum.

Bora: Çok ilginç daha önce kurbağaların uçabildiğini duymamıştım.

Kurbağa: Bizim bazı türlerimiz yüzebildiği kadar uçabilirlerde. Bu, Rabbimiz'in bize verdiği bir nimettir. Allah bizim renklerimizi de yaşadığımız ortama kamufle olacağımız şekilde yaratmıştır. Bu sayede yaşamımızı sürdürebiliriz. Allah bizi böyle yaratmasaydı kısa sürede başka canlılar tarafından avlanırdık.

Bora: Sizin parmaklarınızın arasında perde olması uzun zıplayışlar yapabilmeniz için gerekli. Benim ihtiyacım olmadığı için bende bulunmuyor. Çünkü her canlının ihtiyacı farklı, öyle değil mi?

Kurbağa: Evet doğrusu çok güzel anlattın. Allah, Kuran'da şöyle bildirmiştir:

“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.” (Ankebut Suresi, 60)

Bora: Allah yaşamımızı kolaylaştırmak için bizi en güzel şekilde yaratmıştır. Bunun için O'na çok şükretmeliyiz.

Kurbağa: Haklısın Bora, Rabbimiz her canlıyı yaşadığı ortama uygun yaratmıştır. Bizim her ihtiyacımızı, bize daha doğarken vermiştir.

Bora: Evet. Şimdi sevgili küçük kurbağa benim gitmem gerekiyor. Yoksa babam beni merak edecek. Seninle konuşmak çok güzeldi, tekrar buraya gelirsem yine seni ziyaret ederim.

Kurbağa: Tamam çok memnun olurum. Güle güle Bora…

Bora: Hoşçakal.

Oksijenin Yaşamımızdaki Önemi

Sevgili arkadaşlar! Dünyamız'ın atmosferi, yaşam için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Özellikle oksijen canlılar için çok önemlidir. Çünkü canlıların yaşaması için gereken enerjinin çoğu oksijen sayesinde gerçekleşir. İşte biz de bu nedenle sürekli olarak oksijene ihtiyaç duyarız. Tabi bu ihtiyacımızı karşılamak için sürekli nefes alırız.

Atmosferde bulunan oksijenin oranı yaşam için gereken en uygun orandır. Bu oran, yüzde 21'dir. Eğer bu oran yüzde 21 yerine, örneğin yüzde 22 olsaydı, tek bir yıldırımla orman yangınları başlardı. Eğer bu oran yüzde 25'lere çıksaydı Dünyamız dev yangınlarla kavrulup yok olurdu. Çünkü oksijen çok yanıcı bir gazdır.

Bunu öğrendiğinizde aklınıza şöyle bir soru gelmiş olabilir: Ya bir gün oksijen biterse? Son yüzyıldaki yoğun hava kirliliğine rağmen, böyle bir tehlike söz konusu değildir. Çünkü Dünyamız'da üretilen oksijenin yüzde seksenden fazlası, okyanuslardaki mikroskobik canlılar tarafından üretilmektedir. Yani yeryüzündeki bütün ormanlar yok olsa dahi yaşamımızı sürdürebileceğimiz oksijen olacaktır.

Arkadaşlar! Sakın unutmayın, rahatlıkla her nefes alışınız Allah'a şükretmeniz için bir sebeptir. Çünkü O dilemese atmosfer de olmazdı, oksijen de…

 
GERİ