|
İNSAN
HER AN İMTİHAN OLMAKTADIR
Allah, evrendeki
her şeyi insanın hizmetine vermiştir. Güneş sisteminden atmosferdeki
oksijen oranına, etinden sütünden faydalandığımız hayvanlardan suya
kadar kainattaki her varlığın insanın yaşamına hizmet edecek şekilde
yaratıldığı açıkça görülmektedir. Bu da bize her şeyin bir yaratılış
amacının olduğunu açıkça göstermektedir. Bu gerçek ortadayken elbette
insanın da bir yaratılış amacı vardır ve Allah bu amacı şöyle açıklar:
"… insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım."
(Zariyat Suresi, 56)
Allah dünya üzerindeki
yaşamımızı, bu amaca uyup uymadığımızı denemek için yaratmıştır:
"Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık.
Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık." (İnsan
Suresi, 2)
İnsanlara verilen görme ve duyma duyularına kadar her şey yalnızca
şükür mü yoksa nankörlük mü edeceklerini denemek içindir. Zorluklar
ve sıkıntılar da insanların sabırlarını denemek için özel olarak
yaratılır. Bu nedenle her an Allah'ın sizi imtihan ettiğini, Allah'ın
emrettiği ve hoşnut olduğu davranışları göstermeniz gerektiğini
unutmayın. şekilde davranmalısınız.
İÇİMİZDEKİ ORDU...
Vücudunuzun derinliklerinde,
her gün sizin hiç farkında olmadığınız bir savaş yaşanır. Savaşın
bir tarafı, vücudunuza girip onu ele geçirmeyi hedefleyen bakteri
ve virüsler, diğer tarafı ise vücudu bu düşmanlara karşı koruyan
savunma hücreleridir. Düşmanlar, hedefledikleri bölgeye girmek için
saldırı vaziyetinde beklerler ve ilk fırsat bulduklarında hedef
bölgeye doğru yönelirler. Ancak hedef bölgenin güçlü, düzenli ve
disiplinli askerleri, düşmanlara kolay kolay geçit vermezler. Savaş
alanına ilk önce düşmanları yutarak etkisiz kılan askerler (fagositler)
gelir. Fakat kimi zaman savaşın boyutları bu askerlerin kabiliyetlerinin
üstündedir. O zaman devreye başka askerler girer (makrofajlar).
Onların devreye girmesi, hedef bölgede bir alarm durumunun oluşmasına
sebep olur ve başka askerleri savaş meydanına çağırırlar (Yardımcı
T hücreleri). Savunma hücrelerinin virüsler ile mücadelesi bu şekilde
sürekli devam eder.
Evet, şu anda da
vücunuzun içinde bu savaş devam ediyor. Siz hiç farkında değilken
içinizdeki hücreler sizi virüslere karşı sürekli koruyor. Savunma
hücrelerimizi yaratan ve onlara virüslerle savaşmayı ilham eden
yüce Rabbimiz'dir. Çocuklar, bunu unutmayın ve bu şekilde bizi hastalıklardan
koruduğu için Allah'a şükredin.
UĞUR İLE ÖRÜMCEK
Uğur bahçede uzanmış
kitap okuyordu. Okuduğu kitaptan gözlerini ayırıp etrafa bakarken
birden gözüne ağacın dallarındaki örümcek ağı ilişti. Ayağa kalktı
ve örümcek ağına biraz daha yaklaştı, ve hayranlıkla ağı incelemeye
başladı. Bu arada ağın yakınındaki örümcek Uğur'a seslendi.
Örümcek: Merhaba
dostum!
Uğur: Merhaba,
yaptığın ağın şekli çok ilginç. Bu şekli nasıl yapıyorsun?
Örümcek: Ağımı
kurmak için uygun bir yer tespit ederek işe başlarım. Bu yer bir
köşe veya birbirine yakın iki cismin arası olabilir. Ağaç dalları
arasına nasıl ağ yaptığımı anlatayım sana. İplikçiğimi dalın bir
ucuna önce sıkıca yapıştırırım. Dalın diğer ucuna doğru yürürken
diğer yandan da iplikçik salgılamaya devam ederim. Belirli bir uzaklığa
gelince durur ve iplikçik salgılamayı keserim. Sonra salgıladığım
iplikçiği kuvvetli bir biçimde kendime doğru çekmeye başlarım ve
ucunu bulunduğum yere sıkıca yapıştırırım. Daha sonra meydana gelen
yayın içinde ağımı örmeye başlarım.
Uğur: Ben bir
ipi gergin olarak iki duvar arasında tutup böyle bir işlemi asla
gerçekleşti-remezdim. İpi gergin tutmak zor olmuyor mu?
Örümcek: Bu
sorunu nasıl çözdüğümü sana anlatayım: Bazen ağımı birbirinden uzak
dallar arasına kurarım. Böyle ağlar oldukça büyük olduğundan av
yakalama kapasiteleri de büyüktür. Ama ağın büyük olması zamanla
gerginliğinin azalmasına neden olur. Bu da, av yakalamadaki başarımın
azalması demektir. Ağın merkezine giderim, buradan yere kadar uzanan
bir iplikçik salgılarım. İplikçiğin yere yakın olan ucuna da minik
bir taş tuttururum. Sonra ağa geri döner ve iplikçiği çekerek taşın
yerden yukarı kalkmasını sağlarım. Taş havada iken bağlı olduğu
iplikçiği, ağın ortasına yeniden sıkıca tuttururum. Sonuçta ağ,
ortasından sarkan bu taşın kendisini aşağı doğru çekmesi nedeniyle
gerilir. İşte bu kadar!
Uğur: Bu harika
bir yöntem! Peki sen böyle üstün bir tekniği nereden biliyor ve
nasıl başarıyla uyguluyorsun? Üstelik milyonlarca yıldır her örümcek
bunu yapıyor olmalı…
Örümcek: Haklısın
dostum. Bunu başaracak bir zekaya sahip olduğumu düşünmek akıl dışı
olacaktır. Bu tekniği kullanabilmemi bana ilham eden, her şeyin
sahibi olan ve bunları yaratan Allah'tır.
Unutma Uğur, Allah için her şey çok kolaydır. Allah sonsuz sayıda
varlık, sonsuz sayıda mekan yaratmaya güç yetirendir.
Uğur: Anlattıkların
için teşekkür ederim. Allah'ın ne kadar güçlü ve üstün bir bilgiye
sahip olduğunu, yarattığı canlıları ve bunlardaki kusursuz tasarımları
her gördüğümde daha iyi anlıyorum.
YAPACAĞIMIZ HERŞEYİ (KADERİMİZİ) ALLAH
BELİRLER
Kader; Allah'ın,
geçmiş ve gelecekteki tüm olayları bilmesi ve yaratmasıdır. Yaşanmış
ve yaşanacak bütün olaylar zinciri an an, detay detay Allah katında
planlanarak yaratılmıştır. Kuran'da bu gerçek bizlere şöyle haber
verilmiştir: "Hiç şüphesiz, Biz herşeyi bir kadere göre
yarattık." (Kamer Suresi, 49)
Yukarıdaki ayette
bildirildiği gibi, var olan herşey sonsuz akıl ve ilim sahibi Allah'ın
belirlediği kadere tabidir. 'OL' demekle her şeyi bir anda var eden
Allah, sadece insanların değil tüm varlıkların kaderini belirlemiştir.
Bu mutlak gerçeğe iman etmiş olanlar, Allah'ın sonsuz aklı ile takdir
ettiği kadere gönülden teslim olarak yaşarlar. Unutmayın çocuklar;
her şey O'nun kontrolündedir ve O'na boyun eğmiştir.
Sizin de anne babanızın
kim olacağını, hangi ülkenin hangi şehrinde dünyaya geleceğinizi,
fiziksel özelliklerinizi, hayatınız boyunca yaşayacağınız olayların
tümünü Allah belirlemiştir. Bütün canlılar gibi siz de Allah'a teslim
olarak, sizin için belirlediği kaderi yaşarken Rabbimizin hoşnut
olacağı şekilde davranmalısınız.
|